Suni zekâ ile duyguları çözümleme ediyor

3 dakika


İstanbul Informasyon Üniversitesi, suni zekânın yalnızca analitik işler için değil, toplumsal araştırmalar için de kullanılabileceğini göstermek amacıyla harekete geçti. BİLGİ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Yıldız ve İşletme Fakültesi Pazarlama Lisans Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Süerdem danışmanlığında suni zekâ tabanlı bir algoritma geliştiren Oğulcan Gök, bu algoritma yardımıyla 1950’den bu yana “Billboard Top 100” şarkılarını inceledi. Şarkılarda kullanılan kelime ve deyimlerin uğradığı değişimler, insanoğluın en çok nelerden etkilendiği, toplumdaki ruhsal durumların nasıl şekillendiği şeklinde mevzular derin öğrenme metoduyla gün yüzüne çıkarıldı.

“KELİMELERİN ALGISI DEĞİŞMİŞ”

Algoritmanın kelimeleri birer vektör haline getirip, anlam olarak birbirine yakın vektörlerin birbirine yakın, olmayanların ise birbirine uzak konumlaması üzerine kurulu olduğunu belirten Oğulcan Gök, projeyle ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Word2vec algoritması ile yaptığımız çalışmada gördük ki aynı kelimelerin taşıdığı anlam, toplumun o dönemdeki sosyokültürel duruşuna göre değişebiliyor. Yaşanan gelişmeler ve travmalar, kelimelerin toplumsal algısını ve kullanılış biçimini kökünden değiştiriyor. 70’lerde ‘gay’ kelimesi ‘neşeli insanoğlu’ olarak görülürken 80’lerde tablo değişmiş. 80’lerde kötü bir anlam taşıyan ‘uyuşturucu’ kelimesi, 90’ların gelip çatmasıyla beraber ‘gülümseme’ algısı yaratmaya başlamış.”

YAPAY ZEKÂ ÇIĞIR AÇIYOR

Projenin mentorluğunu üstlenen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Yıldız ise suni zekâ ve derin öğrenme şeklinde teknolojik gelişmelerin yaşamın her alanında insanlara yardımcı olduğunu belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, “Ikimiz de tüm bu çalışmaların sosyolojik olarak nasıl değerlendirilebileceğini, toplumsal davranışları nasıl tespit ve kategorize edebileceğini görmek istedik. yürüttüğümüz projede topladığımız şarkı sözleri üzerinden kelime öbeklerinin jenerasyonlar süresince ne şeklinde anlam değişikliklerine uğradığını inceledik. Şarkılar bu aşamada toplumsal eğilimleri yansıtma niteliğiyle bizim için önemli bir çalışma zemini oluşturdu. Yola çıkarken çalışma sınırımızı dönemin ruhunu en iyi yansıttığına inandığımız hit parçalarla sınırlandırdık. Önümüzdeki dönemde kitap, film ve hatta blog şeklinde toplumsal etkilerin daha iyi gözlemlenebileceği mecralara da odaklanmak istiyoruz” dedi.

Projeye destek veren BİLGİ İşletme Fakültesi Pazarlama Lisans Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Süerdem ise suni zekânın algoritmaları okuma ve görülmeyecek örüntüleri fark etmede önemli bir yeri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Süerdem, “Toplanan verilerin iyi incelenmesi gerekir. Derin öğrenme önümüzdeki dönemde çığır açmaya devam edecek. Önemli olan bu teknolojileri kolaycı bir şekilde kullanmaktan kaçınmak ve yanlış yargılarda bulunmamaktır” dedi.

“PATATES PÜRESİ DANSI”

Projeden yapılan çıkarımlara dair bir örnek veren Prof. Dr. Süerdem, “60’lı yılların şarkılarında geçen ‘potatoes’ kelimesinin, o dönemin şarkılarını diğer dönemlerden ayıran bir özellik olarak gördük. Yaptığımız araştırmada ‘Mashed Potato Dance’, kısaca patates püresi dansı akımının o yılların popüler kültüründe önemli bir yer tuttuğunu ve birçok şarkıya mevzu olduğunu gördük. Bu durum, algoritmanın niçin o kelimeyi ön plana çıkardığını anlamamıza yardımcı oldu. Bu aşamada niçin dansa ‘Mashed potato’ adı verildiğini merak ettik. 1950’lerin sonunda laboratuvarda ‘Yukon Gold’ adı verilen, soyulması, kızartılması ve haşlanması kolay bir patates türü geliştirildi. Lisanslanan bu tür, diğer patates türlerinin yerini aldı. Kolaylık ve rahatlığından dolayı Amerikan yaşam biçimını temsil eden bir sembol haline geldi. 60’lı yıllar yalnız şarkılarda değil, tüm popüler kültürlerde ‘patates yılları’ olarak öne çıktı” dedi.


Paylaş