AFAM Koordinatörü Yılmaz’dan zelzele hazırlıkları değerlendirmesi

3 dakika


17 Ağustos 1999 günü saat 03.02’de meydana gelen, merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi yakınları olan ve resmi sayılara göre 17 bin vatandaşın yaşamını yitirdiği Marmara Depremi’nden bu yana 20 yıl geçti. Bundan sonrasında beklenen büyük depremin hedefinin ise İstanbul olduğu ve bu zelzele için de çok azca bir vakit kaldığını hatırlatan İAÜ AFAM Koordinatörü Serhat Yılmaz, İstanbul ve Türkiye’nin depreme hazır olup olmadığı mevzusunda data verdi.

“HAZIR OLMAKTAN UZAĞIZ”

Geçen 20 yıla ve gerçekleştirilen onca çalışmaya rağmen ülke olarak hala tam anlamıyla depreme hazır olunmadığını ifade eden AFAM Koordinatörü Yılmaz, “Özellikle Afet ve Acil Durum Başkanlığı’nın kurularak afet yönetiminde bir çatı kuruluş olarak görevlendirilmesi oldukça önemli. İnşaat alanında yapılan yasal düzenlemeler ve maalesef tartışmalı olarak devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları Türkiye’yi afete hazır bir ülke seviyesine ulaştıramadı” dedi.

DOĞRU AFET YÖNETİMİ NASIL OLMALI?

Afetlerin aslında birer sosyolojik vaka olduğunu, olası afetlerin zararlarının sadece toplumun tüm katmanlarının sistemli çalışmaları ile en aza indirgenebileceğini kaydeden Yılmaz şöyle mevzuştu:

“Bir il ölçeğinde olası bir depreme karşı hazır olmak için neler yapılacağını özetle değerlendirelim: Her şeyden önce il bir planlama dahilinde yapılaşmalı. Tüm alt ve üst yapılar ilin zelzele riskine göre planlanmalı, sağlam yapı stoku oluşturulmalı. Acil durum yolları sürekli açık kalmalı, bu yollar üzerindeki park problemi çözülmeli, kısaca kafi otoparklara haiz olunmalı. Toplanma alanları il nüfus oranına göre planlanmalı ve bu alanlar korunmalı. Tehlikeli sınıfta kabul edilen ve olası bir zelzele sonrası ikincil afetlere niçin olabilecek iş bölgeleri için güvenli bölgeler oluşturulmalı. İlde yaşayan her ferdin olası bir zelzele anında nasıl davranacağını, yaşam alanlarındaki devrilebilecek, kırılabilecek eşyaları sabitlemesini yada güvenli bir alana almasını, hangi toplanma alanına nasıl gideceğini, diğer aile üyeleri ile nasıl iletişim kuracağını, hangi durumlarda hangi kurumlarla nasıl iletişime geçeceğini bilmesi gerekir. Hem hane halkında hem de işyerlerinde sigorta bilincinin yerleşmesi sağlanmalı. İlde olası bir zelzele anında her bir kurumun hangi görevi üstleneceği ve ne yapacağı önceden planlanmalı ve düzenli olarak uygulama edilmeli. Kurumların kendi içinde yapacakları tatbikatların haricinde genel tatbikatlar yapılmalı. Bu tatbikatların yalnız görevlilerin katılımı ile değil tüm ilin dahil olacağı bir şekilde gerçekleşmesi şart. Bu çalışmaların gerçekleşebilmesi için de görevli kurumların kapasitelerinin bu yönde artırılması, işbirliği meydana getirecek kurumların bu hedeflere ulaşmasına olanak sağlayacak donanımlara haiz olması gerekir.”

“YAVAŞ HAREKET EDİYORUZ”

17 Ağustos’tan bu yana geçen süre içinde bu şeklinde çalışmalara genel olarak başlandığını, sadece arkasının gelmediğini belirten Yılmaz,”“Bu çalışmaların her biri kendi içerisinde birçok detay içeriyor. Türkiye şeklinde farklı afet risklerini bünyesinde barındıran bir ülkede yalnız zelzele için yapılacak çok fazla çalışma var. Üstelik bu 20 yıllık süre içerisinde ülke sınırları içerisinde 5 ve üzeri büyüklükte 200’e yakın zelzele meydana geldi. Özetle zelzele tehlikesi ile iç içe yaşayan bir ülke olarak yapmamız ihtiyaç duyulan çok fazla iş var, sadece çok yavaş hareket etmekteyiz. Üstelik yapılan bilimsel araştırmalar Marmara Bölgesi’ni etkileyecek bir sonraki büyük depremin çok daha çok yıkıma ve kayba niçin olacağını açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.


Paylaş